Akademi Biat Etmeyecek! Açığa Alınan Akademisyenler Geri Alınsın!

DEÜ Rektörlüğü tarafından hukuksuz ve keyfi olarak açığa alınan akademisyenlerimizle ilgili DEÜ Rektörlük binası önünde yaptığımız basın açıklamasından…

“AKADEMİ BİAT ETMEZ”

Sayın hocalarımız, sevgili dostlar, mücadele arkadaşlarımız
Bugün burada Dokuz Eylül Üniversitesi’nde görev yapan Barış imzacısı arkadaşlarımıza yapılan haksız hukuksuz bir uygulamayı, arkadaşlarımızın “soruşturmanın selameti açısından” açığa alınmalarını protesto etmek için toplandık.

Adalet arayışı her yerde devam ediyor. Nuriye ve Semih, Adalet arayışında bedenlerini açlığa yatıralı bugün tam 114 gün oldu. CHP’nin başlattığı ve her kesimden geniş bir katılımın yaşandığı Adalet Yürüyüşü 16. Gününde, HDP’li milletvekilleri ve Belediye Başkanları hâlâ rehin tutuluyor. Nerede adalet arayışı içinde mücadele eden varsa buradan mücadelelerini saygıyla selamlıyoruz. Bizler de bugün burada tek suçları Barış istemek olan, savaş ve yıkım politikalarına ortak olmayı reddeden ve bunu için beyanda bulunan; yani tek suçları “savaşa hayır” demek olan Barış İmzacısı Akademisyenlerimiz için adalet aramaya geldik.

Bugünün Türkiye’si siyasî iktidarın OHAL ve KHK rejimi ile hukuku, özgürlükleri ve demokrasiyi ayaklar altına aldığı bir süreçten geçmektedir. Bir yandan da adalet, özgürlük, demokrasi ve barış talebi bu topraklarda yeniden filiz vermektedir. Biz bugün burada olağanüstü rejim rektörünün haksız, vicdansız bir uygulamasını protesto ederken aynı zamanda karanlığa ışık tutanların safında yeni bir sayfa da açıyoruz.

Üniversitelerimizin üniversite olmaktan uzaklaştığı, yerleşkelerde özgürlüklerin esamesinin bile okunmadığı ve hatta içinde özgürlük teması olduğu için hazırlanan sunumların “politik hassasiyetler” gözetilerek iptal edildiği bir dönemde Adalet gibi bir olgunun arayışının da, Barış taleplerinin de ne kadar zor bir iş olduğunun farkındayız. Ama biz bu yola baş koyduk. Yeter ki analar ağlamasın artık.

Bugün Dokuz Eylül Üniversitesi’nden 13 akademisyen uzaklaştırıldı. 10’u Eğitim Sen, 3’ü SES üyesi olan arkadaşlarımızla sadece bugün değil, yıllardır emek, demokrasi ve barış mücadelesini KESK olarak birlikte veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Bu arkadaşlarımız 28 Haziran’da ellerine ulaşan sarı zarflarla, rektörlük marifetiyle süresiz olarak açığa alındılar. Kraldan çok kralcı olan Rektör Adnan Kasman, en az iki kez İstanbul Savcılığı’na yazı yazarak 13 akademisyen hakkında yürütülen soruşturmanın akıbetini merak etti. Aldığı yanıtlar, soruşturmanın sürdüğü yönünde olmuştur. Barış imzacısı akademisyenler hakkında henüz ne bir dava vardır ortada; ne de şimdiye kadar yürütülen bir idarî soruşturma.

Oysa Rektör Kasman, savcılığın yanıtlarını ve KHK’ları kendine güya dayanak yaparak, aslında sadece kendi iradesi ve tasarrufuyla bu haksız, hukuksuz uygulamaya imza atmıştır. Arkadaşlarımız hakkında 1 yıldan uzun bir süre önce açılan bir savcılık soruşturması için neden bugün açığa alma kararı alınıyor. 1 yıldır soruşturma selametini tehdit etmeyenler şimdi mi tehlike arz etmektedirler? Atılan imzalar ne suçmuş mübarek, bunca zaman sonra hâlâ ders verirken, araştırma yaparken, hasta bakarken tehdit oluşturabiliyor.

Haksızlık adaletsizlik açığa almakla da kalmıyor. Hemen dün rektörlük arkadaşlarımızın odalarının kilitleri değiştirmeye başladı. Onları, özel eşyalarını bile almadan kapının önüne koymaya çalışıyorlar. Bilmiyorlar ki, hayat bugünden ibaret değil. Yarınlar da gelecek. Hem de çabuk gelecek, bu böyle bilinsin. O zaman bunların hesabını nasıl vereceksiniz; nasıl yüzümüze bakacaksınız bundan böyle. Bu üniversitede bine yakın KESK üyesi var. Bizimle nasıl barışacaksınız!

Asıl bu üniversite için ve üniversitenin evrensel değerleri için tehlike arz edenler, bu binanın ikinci katındaki koltuklarda oturanlardır. Rektör ve yardımcıları bu sorumluluktan kaçamaz, bellidir ki bu uygulama kendi inisiyatiflerinde yapılmaktadır. Derse ki rektör, “baskı altındayım”, “mecburum”; o zaman o makamları bırakıp bizim yanımıza inecektir. Üniversiter özerkliği ve akademik özgürlükleri bizimle beraber savunacaktır.

Yani her iki durumda da rektör derhal istifa etmelidir.

Bugün buradan tekrar tekrar söylüyoruz: Bizler tarafız! Barış imzacısı hocalarımızdan tarafız, Barıştan tarafız, özgür bilimden, eşitlikten, adaletten tarafız! Mücadelemiz tüm dostlarımız işlerine geri dönene kadar, ülkemizin her yerine barış gelinceye kadar, üniversitelerimiz özgürlüklerine kavuşuncaya kadar devam edecektir. Hepimize başarılar dilerim. Bunlar daha başlangıç. Yolumuz açık ve aydınlık olsun.