Sağlık Çalışanlarına Şiddet

Bergama Devlet Hastanesinde 23 Ağustos 2014 tarihinde nöbetçi uzman hekim Nöbeti tuttuğu halde acil serviste    günde  350 – 400 hastaya bakmak zorunda bırakılan acil nöbetçi  hekime yardım etmek ve hastaların mağdur olmaması için acil serviste hasta bakan sendikamıza üye Dahiliye Uzmanı Dr. Adem DAYAN ‘a bir hasta yakını bağırıp çağırarak önce  sözlü sataşmada ve hakarette bulunmuş. Sonra küfür etmiş. Ve daha sonra hasta yakını daha da ileriye giderek, sizi öldürenler boşuna öldürmüyor siz ölümü hak ediyorsunuz diyerek, acil servisteki yoğunluk ve personel eksikliğinden kaynaklanan zorunlu bekleyiş nedeniyle agresif duygularla bekleme salonunda bekleyen hasta ve hasta yakınlarını görevli sağlık personeline saldırtmak için adeta kışkırtmak istemiştir. Hiç bir haklı neden olmaksızın üyemize yapılan bu saldırıyı kınıyoruz.

Türkiye artık sağlık çalışanlarına yapılan saldırıları kanıksadı. Her gün pek çok ağız dalaşı, küfürleşme, üstüne yürüme, daha ileri gidildiğinde tartaklama, fiziksel şiddet, hatta 17nisan2012 tarihinde bıçaklanarak katledilen Dr. Ersin ASLAN olayındaki gibi ölüm. Ölüme kadar giden bu şiddeti önlemede sağlık bakanlığı kendince bir şeyler yapmaya çalışsa da zira mızrak artık çuvala sığmıyor. Çünkü biz sağlık emekçilerine yapılan ve adeta rutinleşen bu saldırılar artık yazılı ve görsel medyada sıradan bir haber oldu.  Hatta haber değeri dahi taşımayacak kadar önemsizleşti. Toplumun günlük yaşantısında olağanlaştı. Sağlık emekçilerine yönelen bu şiddet sağlıkta özelleştirmenin sonucudur. Bu şiddette Neo liberal politikaları benimseyen ve özelleştirmeyi birincil hedef olarak önlerine koyan ve yıllarca sağlık emekçilerine karşı vatandaşı kışkırtan, bu durumun tetikçiliğini yapan kampanyaları  yürüten hükümetler sorumludur.

İnsan sağlığının alınıp satılabildiği bir sektör yaratma hayali kapitalizmin doymak bilmez  iştahını kabartıyordu. Bu kapitalist hayalin gerçekleştirilmesi için her yol mubah sayıldı.  Ellerindeki medya ve iletişim araçlarını halkı kandırmak için kullandılar.  Sağlıkta dönüşüm, sağlıkta reform  yalanlarıyla  en  temel insan hakkı olan yaşama ve sağlık hakkı gasp edildi. Şimdi müebbet hapse mahkum olduğunu dahi idrak edemeyen Kenan EVREN bir doktor benim teğmenimden nasıl fazla maaş alır diyordu. Yine 1996-97 yıllarında Tansu ÇİLLER  tarafından yürütülen balyoz harekatının hedefi sağlık emekçilerini  yakalayıp teşhir etmekti. Çiller  arkasına kameraları  alıp  gece   baskınları  düzenliyor, acil  servis odalarında esip gürlüyor ve acil servis çalışanlarını bütün ülkeye teşhir ettikten sonra sürgüne gönderiyordu.  Hemşireler sobanın başında çekirdek  çitliyor , ebeler örgü örüyor, şoförler gün boyu arabada uyuyor , doktorlar  hastaların yüzüne bakmadan reçete yazıyor gibi  söylenti  ve  yalanlar,  yazılı ve görsel burjuva  medyası aracılığıyla halka  gerçekmiş  gibi  algılatıldı.  Böylece sağlık hizmetlerinin niteliksiz ve hantal olduğu konusunda halk gün be gün ikna edildi. Bir taraftan da devletin sağlık hizmetlerine ayırdığı  bütçe giderek  azaldı. Buda sağlık hizmetlerinde aksamalara neden oldu. Bu aksamalara dayandırılan asparagas haberler  yedi sütuna  manşetten   skandal olarak halka verildi.  Yine günah keçisi  olarak sağlık  emekçileri gösterildi. İktidarların sağlık emekçileri ile halkı karşı karşıya getirme anlayışının  altında yatan gerçek nedeni  halka anlatmak isteyen solcu aydınlar faşizan baskılara maruz kaldı ve ceza evlerine atıldı. Böylece sağlık emekçileri iktidarlar eliyle itibarsızlaştırıldı ve  halen de itibarsızlaştırılıyor. Neo liberal sağlık reformunu nihayete erdirmek toplumu sağlık emekçilerine karşı tam gaz kışkırtan AKP hükümetine kısmet oldu.  Bir yandan “hekimler ellerini halkın cebinden çekecek” diyen, diğer yandan bu süreçte parası olanın sağlık hakkı vardır anlayışı ile özel hastaneleri teşvik eden ve özel hastanelerin  halkın sağlığını hiçe sayarak para uğruna insan bedeni üzerindeki tahribatlarını görmezden gelen,  AKP iktidarının bu iki yüzlü sağlık politikası, bu gün gelinen noktada  sağlık emekçilerine uygulanan bu şiddet, sağlıkta dönüşüm programının patladığı yerlerden birisidir. Çünkü neo liberal sağlık politikaları halka ayrı vuruyor, sağlık emekçilerine ayrı vuruyor. Yıllar önce SSK hastanelerinde oynanan oyun şimdi devlet hastanelerinde sahnelenmeye başlandı. SSK hastanelerinin içi boşaltılarak hizmet veremez hale getirildi. İşçi primleri ile yapılan hastaneler bedelsiz sağlık bakanlığına devredildi. SSK’nın diğer taşınmazları gasp edildi. 2012 yılında ilçemiz devlet hastanesi acil servisine baş vuran hasta sayısı yaklaşık olarak günlük 150- 200 iken, bu rakam 2013 yılında 250 – 300’e, 2014 yılında ise 350 – 400’e çıktı. Buna karşılık acil serviste görevli doktor ve diğer sağlık çalışanlarının  sayısında artma olmadığı gibi doktor sayısı da azaldı. Fiziki mekan büyümedi, tıbbi araç gereç aynı kaldı. Bu da biz sağlık emekçilerine 2 kat daha fazla iş yükü anlamına geldi. Artan hasta sayısına paralel artması gereken sağlık çalışanı ve diğer ekipmanların artmaması hasta yoğunluğuna neden oldu. Bu yoğunluğun  nedeni,  yine sağlık çalışanlarının tembelliği olarak halka benimsettirildi.

Biz sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak SSK’dan ders aldık. Tepecik Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nin kapatılmasını direnişimizle engelledik. Biz Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri sendikası olarak buradan siyasal iktidara sesleniyoruz. Elinizdeki medya gücünüzle ne kadar teşvik ederseniz edin biz bu oyuna gelmeyeceğiz. Biz halkın karşısında değil hep yanında olacağız. Elimizdeki kıt olanaklarla da olsa halka hep sağlık hizmeti vermeye devam edeceğiz. Kamu hastanelerinin  özelleştirilmesine izin vermeyeceğiz. Halkı özel hastanelerin insafsızlığına terk etmeyeceğiz.

Biz Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri Sendikası olarak diyoruz ki.

Neo liberal sağlık  politikalarına boyun eğmeyeceğiz.

Sağlık emekçilerine yönelik şiddete karşı caydırıcı yasal  önlemler alınsın

Sağlık ve yaşam hakkı doğumla başlar.

Sağlık en temel insani bir haktır alınıp satılamaz.

Herkese eşit ve ücretsiz sağlık hizmeti verilsin.

Sefalet ücretine mahkum edilen, güvencesiz ve örgütsüz  çalıştırılan ve işverenin insafına   terk edilen taşeron sistemine son verilsin.

Grev ve toplu sözleşme hakkımızdır. Anayasal güvenceye alınsın.

SES BERGAMA İLÇE TEMSİLCİLİĞİ